" " Mahkemesi :İş Mahkemesi Dava, dava dışı sigortalıya yapılan tedavide kullanılan tıbbi malzemelerin Sut dışı kalan bakiye fatura bedelinin tahsili talebiyle başlatılan icra takibine konu alacaktan dolayı davalıya borçlu olmadığının tespiti istemine ilişkindir. Mahkemece, bozma ilamına uyularak yapılan yargılama neticesinde ilamında belirtildiği şekilde, davanın kabulüne karar verilmiştir. Hükmün, davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hâkimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kâğıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi. Mahkemece uyulan bozma ilamında Dosyadaki bilgi ve belgelerden, 24.11.2009 tarihli fatura bedeli olan sigortalıya yapılan tedavide kullanılan tıbbi malzeme bedelinin bir kısmının karşılanmaması üzerine bakiye bedelinin tahsili talebiyle...
10. Hukuk Dairesi 2020/2663 E. , 2021/16219 K. " " Mahkemesi :İş Mahkemesi Dava, dava dışı sigortalıya yapılan tedavide kullanılan tıbbi malzemelerin Sut dışı kalan bakiye fatura bedelinin tahsili talebiyle başlatılan icra takibine konu alacaktan dolayı davalıya borçlu olmadığının tespiti istemine ilişkindir. Mahkemece, bozma ilamına uyularak yapılan yargılama neticesinde ilamında belirtildiği şekilde, davanın kabulüne karar verilmiştir. Hükmün, davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hâkimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kâğıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi. Mahkemece uyulan bozma ilamında Dosyadaki bilgi ve belgelerden, 24.11.2009 tarihli fatura bedeli olan sigortalıya yapılan tedavide kullanılan tıbbi malzeme bedelinin bir kısmının karşılanmaması üzerine bakiye bedelinin tahsili talebiyle başlatılan icra takibine, davacı Kurum tarafından süresinde itiraz edilmemesi sebebiyle takibe konu borçtan dolayı sorumlu olmadığı yönündeki menfi tespit istemli davanın 5510 sayılı yasanın 63. ve devamı maddeleri kapsamında değerlendirilip çözülmesi gerektiği belirtilmiştir. Mahkemece, bozma sonrası yapılan yargılama sonucunda,... Noterliğinin 20/11/2009 tarihli Vekaletnamesinin incelenmesinde, ...'un ...'ı vekil olarak tayin ettiği, vekaletnamenin 20.05.2010 tarihine kadar süreli olarak verildiği, ...'un 24.12.2009 tarihde vefat ettiği, davalının dava dışı ...'dan aldığı 20.11.2009 tarihli vekaletnameye istinaden davacı kurum hakkında .... İcra Müdürlüğünün 2014/12294 takip numaralı dosyası ile 02.12.2014 tarihinde icra takibine geçildiği, takip tarihinden önce vekalet veren ...'un vefat ettiği, ayrıca davalının vekaletname süresinin dolmasından sonra davacı kurum hakkında icra takibi yapıldığı, bu şekliyle alacaklının takip yapma yetkisinin bulunmadığı anlaşılmakla, davacının ... İcra Müdürlüğünün 2014/12294 esas sayılı icra takibine konu alacaktan dolayı, davalıya borçlu olmadığının tespitine, takibin kötü niyetli yapıldığı anlaşılmakla, asıl alacağın %20 oranında tazminatın davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verildiği anlaşılmaktadır. Mahkemenin taraflar arasında dava konusu hakkın esası hakkında bir karar verebilmesi için, bu kişilerin o davada gerçekten davacı ve davalı sıfatlarına sahip olmaları gerekir. Bir davada taraf olarak gösterilen kişiler, taraf ve dava ehliyetine ve davayı takip yetkisine sahip olsalar bile, taraflardan birinin o davada gerçekten davacı ve davalı sıfatı yoksa, davanın esası hakkında bir karar verilemez; dava, sıfat yokluğundan (husumetten) reddedilir. Görüldüğü üzere, taraf sıfatı usul hukuku sorunu olmayıp, dava konusu sübjektif hakkın özüne ilişkin bir maddi hukuk sorunu olduğundan taraf sıfatının yokluğu, davada taraf olarak gözüken kişiler arasında dava konusu hakkın doğumuna engel olduğu için def'i değil, yargılamanın her aşamasında taraflarca ileri sürülmesi mümkün ve mahkem...