Mahkeme Kararı Özeti Olay: Davacı, 2010 yılında imzalanan "KOBİ Satış Kanalı Sözleşmesi"nin davalı tarafından ihlal edildiğini (satış performans hedefleri yerine getirmeme ve eksik evrak oranı) ileri sürerek sözleşmeyi 27 Mart 2013'te feshetmiş ve 166.889,53 TL alacak ile faiz talebinde bulunmuştur. Hukuki Değerlendirme: Davalı, aynı sözleşmeye dayanan karşı talepte bulunmuş ve davaların birleştirilmesini istemiştir. Mahkeme, tarafların, maddi olayın ve hukuki sebebin aynı olduğunu, verilecek kararın diğer davasını etkileyeceğini, usul ekonomisi bakımından birlikte yürütülmesinin uygun olduğunu değerlendirmiştir. Sonuç: Mahkeme, mevcut dosyayı ilk açılan davaya birleştirmiş, ihtiyati tedbir talebine karar vermemiş, yargılama giderleri ile vekalet ücreti kararını birleştirilecek dosyaya bırakmıştır. Karar temyize tabidir.
T.C. İSTANBUL 16. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2015/238 Esas KARAR NO : 2022/647 DAVA : Alacak (Ticari Satımdan Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 27/02/2015 KARAR TARİHİ : 25/10/2022
Mahkememizde görülmekte olan Alacak (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı Vekili dava dilekçesinde özetle; taraflar arasında 1.3.2010 tarihinde "KOBİ Satış Kanalı Sözleşmesi" imzalanmış olduğu, davalının 2012 Kasım ve Aralık ayları ile 2013 Ocak ayı satışlarının satış performans hedeflerinin altında kalmış olduğu, sözleşme uyarınca yapmış olduğu işlemlere ait müşteri evraklarının dijital arşivleme sisteminde yüksek oranda eksik olduğunun tespit edilmiş olduğu, davalıya performans değerlerinin düşük ve eksik evrak oranının çok yüksek olduğu konusunda bilgilendirme yapılarak eksik evrak oranının %10 altına düşünmesi gerektiği hususunda uyarı yazısı gönderilmiş olduğu, davalının belirtilen eksiklikleri gidermediği ve sözleşme hükümlerini ihlal etmiş olduğu bu nedenle 27.3.2013 tarihinde davacı tarafından noterden gönderileri ihtarname ile davayı taraf ile imzalanan sözleşmenin feshedilmiş olduğu, davalı tarafın davacıya 166.889,53 TL borcunun bulunduğunu beyan ettiği, fazlaya ait haklar saklı kalmak kaydıyla; alacağın tahsil edilmeme ihtimaline karşılık dava kesinleşinceye kadar davalı adına kayıtlı menkul, gayrimenkul, banka hesabı ve üçüncü kişiler nezdindeki hak ve alacakları üzerine terninatsız olarak ihtiyati tedbir konulmasını, 166.889,53 TL tutarındaki alacaklarının sözleşmenin sona erdiği tarihten itibaren sözleşmenin 36. maddesi gereğince işleyecek faizi ile birlikte davalıdan tahsiline, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmişlerdir. Davalı Vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının iddia ettiği hususların taraflar arasında çekişmeli olup aynı sözleşmeye istinaden davasında davacı taraf aleyhine alacak davası açmış olduğunu, davaların birleştirilmesini, bu itibarla ihtiyati tedbir talebinin reddedilmesi gerektiğini, sözleşmenin sadece karşı tarafın haklarını güvence alacak şekilde tek taraflı olarak düzenlenmiş olduğunu, davacının hiçbir tespiti dayanmaksızın kestiği para cezaları ve prim iadeleriyle davalı şirketin maliyet dengelerini bozmuş olduğu, davacının diğer KSK'lara aynı cezai ve yaptırımları uygulamamış olduğu, davalının 17.3.2013 tarihli fesih ihtarının davahya 20.,3.2013 tarihinde tebliğ edilmiş olmasına rağmen davalının 27.3.2013 tarihinde sözleşmeyi fesih etmiş olduğuna dair ihtarname göndermiş olduğunu, davalı tarafın elindeki teminat mektubunu nakde çevirmek ve cezai şart talebinde bulunabilmek için bu yola gitmiş olduğunu, davacının sözleşmeden kaynaklanan yükümlülüklerini yerine getirmemesi nedeniyle bir takım teknik aksaklıkların yaşanmış olduğunu, aylık performans hedeflerinin çoğunlukla ay ortalarında bildirilmiş olduğunu, bu durumda hedefleri yakalanmanın imkansız hale geldiğini, kaldı ki bu hedeflerin neye göre belirl...